Derin yalnızlıklardan, iç üşüten yazlardan, o ana dek hayatımızın "o an"ını beklemekten sıyrılıp olanca karanlıkta parmak uçlarıyla gözlerimizi bulduktan hemen sonra aynı adımlarla, aynı avuç içleriyle, aynı sabırla, aynı umutla -hani tükenmeyen- bekledik. Ardında bütün soluduklarımızı barındırdığımız camlardan birbirimize değemeden sarkıttığımızda kendimizi belden aşağı, yalnızca duyduk.
Oysa bilirdim ki çok sevdik. Şimdi içimdeki bu Ortaçağ dogmasıyla senin yokluğunu düşünmek böylesine yakınken ağlatmıyor! Hoş geldin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder