4 Mayıs 2013 Cumartesi




..muhtemelen dördüncü yılını yaratacak bir cümle değil yalnızca

       'korku bu kadar içselleşmeli miydi? kızgınlık ruhumuzda!'

   hemen ardına da /ölüm yakın/ ölüm yakın tarih diye düşülmüş bir not. tam da aklıma seni düşürecek halde.. bir kitap kapağının içerisine yazdıkların. yontulmuş bir alfabeden türeyenlerden başka, bütün sayfalar kendilerini aramaktalar.



biz de ' o gün' anlamalıydık,
                 'bitme' nin anlık o-
lduğunu, kirpiğin yere düştüğünde kelimenin tükendiğini. ardından ne yaşandıysa bitirmeye yaşandı. ardında olmak fikri, hep kaşındırdı kendini bitiren anları.



              bir de pasajlardan yürütülen Angel Dayı' lar vardı. gelenek, her sokakta bir masal kitabı buldurduğundan sana, asırlarca hasete çakılı kaldın.
   
        dünyanın ilk soluğu böyle alındı işte...

20 Mart 2013 Çarşamba

çünkü bütün bu anlar her işittiğimize defalarca inanmak durumunda kaldığımız ve inançlarımızı her delikten işittiğimiz anlar.

11 Mart 2013 Pazartesi


ölümün defterini tutmak zor, telaşını bastırmak da. Evvela Ali' nin öldürüldüğü 4 yılını bulacak. Sonra Ali' nin o mektubun gelemeyişi de, Ali' nin ellerinden düşen ellerimde, Ali' ye düzgün bir veda edemeyişim de, bir daha kimseyi öyle çok sevemeyişim de.


           ali yazmış: 
                   "çünkü berfin, her ağladığımda bir de dönüp gözyaşlarımı doldurduğum şişeler var. sana geleceğini bildiğim için izlemekten doyamadığım bir mektup. hem gülüşün var, az da olsa sabrımızı da."

  

"ali yanımda olsaydı, hayatım nasıl olurdu?" sorularına en çok düştüğüm günlerdir bu günler. Ali' yle 20si için sözleşmiştik 4 yıl önce. Ali, Ali olduğu için öldürülmeden önce. 


"yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben."'i  yazmıştı Mungan. Sen okurdun en çok. Omuz omuzaydık yine. Aklımıza takılması boşuna değilmiş. Sen gidince ne söylediğini bu kelimelerin, en sert haliyle anladım.


yine..
     
   

5 Ocak 2013 Cumartesi




özlemin sizi nerenizden, ne zaman kıstıracağını bilmiyorsunuz. aylar sonra ilk kez, sabah sabah tek istediğim Sara' ya 'Dzien Dobry!' demek, donmuş denizin üzerinde yürümeye gitmek, yollarda üşümek, kimseye tam anlamıyla dokunamadığın bir yerde hep kendine dönmek. ilk kez, uykumdan döndürecek kadar. dilin döndüğünce anlatıp anlayabildiğin kısıtlı ve kıymetli olan her şeyi. hiçbir şeyi 'zaman'a bırakmadan. 'zaman' yok olsun, intiharlar düşer. temassızlık değil kırdıran, uyumsuzluk. biz hep katillerin tekliğine inandırıldık, hırsızların ve düzen bozanların da. her baktığımda tüm detayları görebildiğim akşamları.. kimsenin kimseyi kendisine indirgemediği sabırlı zamanları da..


                      'değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez' yazmıştı O. ah bilse..

10 Kasım 2012 Cumartesi

Dünyanın tek derdi vaktinde söylenmeyen sözler olmalı. Fakat, değil...

9 Ekim 2012 Salı

        Sadece farklı yollardan yürüyen insanlar çarpışabilsin diye.. Sadece bu yüzden. Sırtımı hiçbir yere yaslamak istemediğimden, sürekli bir 'hiçbir' yer bulma telaşımı gideremediğimden. Gözlerimi kusurlardan süzülsün diye süresiz kapatmama rağmen aklımla çelişmemden, kendimi azarlayıp vicdanımı yerinden sökmek istememden. Tekrara düşmekten. Sebep bu.


        Hikayelerin de soluklanmaya ihtiyacı var, tükenmeye ihtiyacı var. Bir güvercinin ölümüne şahit olmasaydım, kiremitlere yahut her şey daha farklı olurdu.



Hoşça kalsınlar..

2 Eylül 2012 Pazar

Talk to Her



      Almodovar hayattayken umudumu korumam daha kolay. Neye dair umudum olduğunu bilmiyorum. Umacak hiçbir şeyim yok.. Sadece 'Talk to Her'


     Sadece daha az soru sormak istiyorum. Maria haklı. Bütün mektubu haklı. Ben başlangıçta ve süreçte farklı insanlarım hep.


Yalnız ölümler yaşayacak birçok insanın içindeyim. Hiçbirini yalnız bırakmamak için!



Bir de 'dönmek'